|
M.Akif ERSOY'dan Çanakkale Şehitlerine şu boğaz harbi nedir varmı dünyada eşi en kesif orduların dördü beşi tepeden yol bularak geçmek için marmaraya kaç donanmayla sarılmış bir ufacık karaya ne haysızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı nerde gösterdiği vahşetle bu bir avrupalı
dedirir yırtıcı his yoksulu sırtlan kümesi varsa gelmiş çılıp mahbesi yahut kafesi eski dünya yeni dünya bütün akvamı beşer kaynıyor kum gibi tufan gibi mahşer mahşer
yedi iklimi cihanın duruyor karşısında ostralyayla bakıyoesun kanada çehreler başka lisanlar deriler rengareng sadebir hadise var ortada vahşetler denk
kimi hindu kimi yamyam kimi bilmem ne bela hani taunada zuldür o rezil istila ah o yirminci asır yokmu mahluk_ı asil ne kadar gözdesi mevcut ise hakkıyle sefil
kustu mehmetçiğin aylarca durup karşısına döktü karnındaki esrarı hayasızcasına maske yırtılmasa hala bize afetti o yüz medeniyet denilen kahpe hakikat yüzsüz
sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab öyle müthişki eder her biri bir mülkü harab öteden saikalar parçalıyor afakı beriden zelzeler kaldırıyor amakı
bomba şimşekleri beyninden inip her siperin sönüyör göğsünün üstünde o arslan neferin yerin altında cehennem gibi bimlerce lağam atılan her lağamın yaktığı yüzlerde adam
ölüm indirmede gökler ölü püskürmede yer o ne müthiş tipidir savrulur enkazı beşer kafa,göz,gövde,bacak,kol,çene,parmak,el,ayak boşanır sırtlara vadiler sağnak sağnak
saçıyor zırha bürünmüş o namerd eller yıldırım yaylımı tufanlar alevden seller veriyor yangını durmuşta açık sinelere sürü halinde gezerken syısız tayyare
top tüfekten daha sık gülle yağan mermiler kahraman orduyu seyretki bu tehdide güler ne çelik tabyalar ister nesiner hasmından alınırmı kal'a mı göğsündeki kat kat iman
hangi küvet onu haşa edecek kahrına ram çünkü tesis i ilahi o metin istihkam sarılır indirilir mevkii müstahkemler beşerin amini tevkif edemez sun-i beşer
bu göğüslerse hüdanın ebedi serhaddi o benim sun-i bediim onu çiğnetme dedi asımın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek işte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek
şuheda gövdesi bir baksana dağlar taşlar o,rüku olmasa dünyada eğilmez başlar yaralanmış tertemiz alnından uzanmış yatıyor bir hilal uğruna ya rab ne güneşler batıyor
ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker gökden ecdad inerek öpse o pak alnı değer ne büyüksünki kanın kurtarıyor tehvidi bedrin arslanları ancak bu kadar şanlı idi
sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın gömelim gel tarihwe desem sığmassın herc ü merc ettiğin edvarada yetmez o kitap sen ancak ebediyetler eder istiab
bu taşındır diyerek kabeyi diksem başına ruhumun vahyini duysamda geçirsen taşına sonra gök kubbeyi alsamda rida namıyle kanyan lahdine çeksem bütün ecramıyle
mor bulutlarla açık türbene çatsamda tavan yedi kandilli süreyyayı uzatsam oradansen bu avizenin altında bürünmüş kanına uzanırken gece mehtabı getirsem yanına türbedarın gibi taa fecre kadar bekletsem gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem
tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana yine bir şey yapabildim diyemem hatırana senki son ehli salibin kırarak savletini şarkın en sevgili sultanı selahaddini
kılıç arslan gibi iclalıne ettin hayran senki islamı kuşatmış boğuyorken hüsran o demir çemberi göğsünde kırıp parçaldın senki ruhunla beraber gezer ecramı adın
senki a'sara gömülsen taşacaksın heyhat sana gelmez bu ufuklar seni almaz bu cihat ey şehit oğlu şehit isteme benden makber sana aguşunu açmış duruyor PEYGEMBER.
>>>Mehmet Akif ERSOY<<<
|