Anasayfa arrow Çanakkale Şiirleri arrow M.Akif ERSOY'dan Çanakkale Şehitlerine
M.Akif ERSOY'dan Çanakkale Şehitlerine Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Cumartesi, 26 Nisan 2008
M.Akif ERSOY'dan Çanakkale Şehitlerine

şu boğaz harbi nedir varmı dünyada eşi
en kesif orduların dördü beşi
tepeden yol bularak geçmek için marmaraya
kaç donanmayla sarılmış bir ufacık karaya
ne haysızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı
nerde gösterdiği vahşetle bu bir avrupalı

dedirir yırtıcı his yoksulu sırtlan kümesi
varsa gelmiş çılıp mahbesi yahut kafesi
eski dünya yeni dünya bütün akvamı beşer
kaynıyor kum gibi tufan gibi mahşer mahşer

yedi iklimi cihanın duruyor karşısında
ostralyayla bakıyoesun kanada
çehreler başka lisanlar deriler rengareng
sadebir hadise var ortada vahşetler denk

kimi hindu kimi yamyam kimi bilmem ne bela
hani taunada zuldür o rezil istila
ah o yirminci asır yokmu mahluk_ı asil
ne kadar gözdesi mevcut ise hakkıyle sefil

kustu mehmetçiğin aylarca durup karşısına
döktü karnındaki esrarı hayasızcasına
maske yırtılmasa hala bize afetti o yüz
medeniyet denilen kahpe hakikat yüzsüz

sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab
öyle müthişki eder her biri bir mülkü harab
öteden saikalar parçalıyor afakı
beriden zelzeler kaldırıyor amakı

bomba şimşekleri beyninden inip her siperin
sönüyör göğsünün üstünde o arslan neferin
yerin altında cehennem gibi bimlerce lağam
atılan her lağamın yaktığı yüzlerde adam

ölüm indirmede gökler ölü püskürmede yer
o ne müthiş tipidir savrulur enkazı beşer
kafa,göz,gövde,bacak,kol,çene,parmak,el,ayak
boşanır sırtlara vadiler sağnak sağnak

saçıyor zırha bürünmüş o namerd eller
yıldırım yaylımı tufanlar alevden seller
veriyor yangını durmuşta açık sinelere
sürü halinde gezerken syısız tayyare

top tüfekten daha sık gülle yağan mermiler
kahraman orduyu seyretki bu tehdide güler
ne çelik tabyalar ister nesiner hasmından
alınırmı kal'a mı göğsündeki kat kat iman

hangi küvet onu haşa edecek kahrına ram
çünkü tesis i ilahi o metin istihkam
sarılır indirilir mevkii müstahkemler
beşerin amini tevkif edemez sun-i beşer

bu göğüslerse hüdanın ebedi serhaddi
o benim sun-i bediim onu çiğnetme dedi
asımın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek
işte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek

şuheda gövdesi bir baksana dağlar taşlar
o,rüku olmasa dünyada eğilmez başlar
yaralanmış tertemiz alnından uzanmış yatıyor
bir hilal uğruna ya rab ne güneşler batıyor

ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
gökden ecdad inerek öpse o pak alnı değer
ne büyüksünki kanın kurtarıyor tehvidi
bedrin arslanları ancak bu kadar şanlı idi

sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın
gömelim gel tarihwe desem sığmassın
herc ü merc ettiğin edvarada yetmez o kitap
sen ancak ebediyetler eder istiab

bu taşındır diyerek kabeyi diksem başına
ruhumun vahyini duysamda geçirsen taşına
sonra gök kubbeyi alsamda rida namıyle
kanyan lahdine çeksem bütün ecramıyle

mor bulutlarla açık türbene çatsamda tavan
yedi kandilli süreyyayı uzatsam oradansen bu avizenin altında bürünmüş kanına
uzanırken gece mehtabı getirsem yanına
türbedarın gibi taa fecre kadar bekletsem
gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem

tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana
yine bir şey yapabildim diyemem hatırana
senki son ehli salibin kırarak savletini
şarkın en sevgili sultanı selahaddini

kılıç arslan gibi iclalıne ettin hayran
senki islamı kuşatmış boğuyorken hüsran
o demir çemberi göğsünde kırıp parçaldın
senki ruhunla beraber gezer ecramı adın

senki a'sara gömülsen taşacaksın heyhat
sana gelmez bu ufuklar seni almaz bu cihat
ey şehit oğlu şehit isteme benden makber
sana aguşunu açmış duruyor PEYGEMBER.
 
>>>Mehmet Akif ERSOY<<<
 
< Önceki   Sonraki >